Deep Purple

Deep Purple

Mart 16, 2018
in Category: Biyografi, Turgay Asan, Yazı - Makale
1 112 3
Deep Purple
Sosyal Medyada Paylas

Dünyaca ünlü hard rock grubu “Deep Purple” yeni albüm haberiyle ilgili haberi tüm dünyaya nihayet duyurdu. Çalışmalara başlamışlar ve 2012 yılı içinde sanırım albüm bitecek. Şimdiden merak etmeye başladım şarkıları. Yine aynı çizgide ve aynı sound’la bomba gibi bir albüm olacağı kesin…
67′ lerde sahneye ilk çıktıklarında “Dünyanın en gürültülü grubu” ünvanını alan Deep Purple’ın, 2012’lere geldiğimizde hala dimdik ayakta durabilmesi muhteşem bir şey bence. Onlara “Rock’ın Dinazorları” denmesi de bu yüzden zaten.
Topluluk, gitarist Ritchie Blackmore, klavyeci Jon Lord, vocalist Rod Evans, basçı Nick Simper ve davulcu Ian Paice’ile 1967 de kuruldu.
İlk LP’leri “Shades of Deep Purple“daki “Hush” ile Amerika single listelerinde ilk beşe girdiler. Bu onlar için iyi bir başlangıçtı.
1969’da “The Book of Taliesyn” ve “Deep Purple” yayınlandı. “Deep Purple”, Lord’un klasik müzikten esinlenen klavye kullanımına daha çok odaklanan ve orkestra kullanılan şarkılarıyla daha çok dikkat çekti. Bu albümden sonra Rod Evans ve Nick Simper gruptan çıkarıldı, yerlerine Episode Six’ten Ian Gillan ve Roger Glover getirildi. Artık grubun solisti Ian Gillan’dı ve meşhur Deep Purple kadrosu kurulmuştu. Bu kadroyla yayınlanan ilk albüm “Concerto for Group and Orchestra”yı Lord yazdı. Londra Flarmoni Orkestrası ile kaydedilen albüm, bir rock grubu ve bir klasik orkestranın ilk kez başarıyla buluştuğu kayıt olduğu söylenir…
1970’te yayınlanan “Deep Purple in Rock”, grubun bu yaratıcı ve ticari olarak en başarılı döneminin ilk albümü oldu. İngiltere’de milyondan fazla sattı, single olarak çıkan “Black Night“, İngiltere listelerinin tepesine oturdu.

1971’de çıkan “Fireball” ve hit şarkı “Strange Kind of Woman” yine büyük birer başarıydı. Multi platin kazanan klasik albüm “Machine Head“, grubun en bilinen şarkısı “Smoke on the Water“ı barındırıyordu. Bu albüm, Deep Purple’ı, rock’ın unutulmaz grupları arasına bir daha çıkmayacak şekilde yerleştirdi.

Grupta bazı sürtüşmelerin yaşanması, başarının doğal sonucuydu aslında. Deep Purple’ın patronu lackmore ile Gillan arasındaki anlaşmazlıklar, önce Gillan’ın, sonra da Glover’ın gruptan ayrılması ile son buldu. Yerlerine David Coverdale ve Glenn Hughes getirildi.

Bu yeni kadro hızını hiç kaybetmeden, yine aynı derecede başarılı 1974 albümü “Burn“ü ve 1975 albümü “Stormbringer“I kaydetti. Ekibe yeni katılanlar, sert sound’a bir miktar soul, funky bir hava getirmişti ve “Stormbringer” ile bu iyice fark edilir hale gelmişti. Blackmore bu gidişattan memnun değildi ve “Stormbringer” turunun kayıtlarından derlenen “Made in Europe“un yayınlanmasından sonra Deep Purple’ın kurucu üyesi gruptan ayrıldı.
Blackmore, Ronnie James Dio ile başka bir efsane grup “Rainbow“u kurarken, döneminin dahi gitaristi kabul edilen Tommy Bolin Deep Purple’a alındı.

1976’da çıkan “Come Taste the Band”, Bolin farkıyla oldukça kaliteli bir kayıt olmuştu, ancak grubun fanatikleri bu albümden memnun kalmadı. Görülüyordu ki Bolin ne kadar yetenekli olursa olsun Blackmore’un yerini almasına kimse hazır değildi. Üstelik konserlerde hayranlar tarafından saygı da görmüyordu. “Come Taste the Band”in oldukça olaylı ve başarısız geçen turu arkasından Tommy Bolin aşırı doz uyuşturucu aldığı için öldü. Bu olay, Deep Purple’ın sonu oldu diyebiliriz. Ama bir süreliğine.

Ian Gillan kendi adını verdiği grupla, Ritchie Blackmore da Rainbow ile yoluna devam ederken David Coverdale, “Whitesnake”i kurdu.

Dağıldıktan 8 yıl sonra,Yeniden kurulan Deep Purple’ın ilk albümü “Perfect Strangers”, multi platin kazandı, tüm Avrupa’yı kapsayan tur çok büyük bir ilgi gördü. İngiltere’de Scorpions ile verdikleri konserde ise, berbat hava koşulları ve tüm olumsuzluklara rağmen 80.000 bilet satılmıştı. 1987’de çıkan ikinci albüm “The House of Blue Ligth”, başarılı bir albüm değildi, bu nedenle olsa gerek, konser tur’ları da pek başarılı geçmedi. Blackmore ile bir türlü anlaşamayan Ian Gillan bir kez daha gruptan uzaklaştırıldı.

Yerine, Rainbow vokalisti Joe Lynn Turner geçti ve birlikte “Slaves and Masters” albümünü kaydettiler. Bu albümün arkasından Jon Lord ve Ian Paice, Gillan’sız başarılı olamadıklarına Blackmore’u ikna etti ve tekrar birleşen orijinal kadro, 1993’te “The Battle Rages On”u kaydetti.

1994’teki tur sırasında bilin bakalım ne oldu, Gillan ile Blackmore’un arası tekrar bozuldu, Blackmore gruptan ayrıldı ve bir daha da geri dönmedi. Japonya’daki konserlerin tamamlanması gerekiyordu bu nedenle kadroya Joe Satriani dahil oldu. Tur sonunda Satriani’ye gruba katılması teklif edildi, fakat Satriani bu teklifi geri çevirdi. 1994’te gitarda Steve Morse vardı.

Yenilenen kadronun yeni kaydının ismi “Purpendicular” idi. 1996’da çıkan bu albüm ve 1998’de çıkan “Abandon” ile Deep Purple, 90’ların sonuna kadar başarılı çizgisini sürdürmeye devam etti. 2002’de Ian Piece ile birlikte bütün kadro değişimleri sırasında sabit kalan tek isim Jon Lord, orkestal çalışmalar yapmak istediği için gruptan ayrıldığını açıkladı. Rainbow ve Whitesnake’de çalmış, 2001’de Lord sakatlanınca bir süre yerini doldurmuş Don Airey gruba alındı. Bu arada Blackmore, nişanlısı ile birlikte “Blackmore’s Night”ı kurdu.

Deep Purple beş yıl aradan sonra 2003’te,”Bananas”ı yayınladı. Tüm bunlar topluluğun en şaşalı, en muhteşem dönemleriydi.

Şimdilerde, son yılların en iyi gitar virtüözü olarak kabul edilen Steve Morse’u ve Jon Lord’un 2002 yılında gruptan ayrılmasıyla Don Airey’i kadrosuna katan grup yoluna son hızla devam ediyor. Yazımın başında da söylediğim gibi “hala dimdik ayaktalar”.

ROCK EFSANELERİ
YAZI : M. Turgay ASAN – 02.07.2012


Sosyal Medyada Paylas
, , , , , , , , , , , , , ,

1 comment

  1. sametgurel34
    Reply

    Black night çok gaz bir şarkıdır. Bu şarkıyı ilk defa Turgay abinin Ankara konserinde izlemiştim. O günden beri severim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir